8 Nisan 2015 Çarşamba

Hayatımızın belli dönemlerinde hiç aşamayacağımızı düşündüğümüz zorluklarla karşılaşıyoruz. Bu düşünceye sebep olan etkenler kimi zaman bizi bir çıkmaza sürüklüyor ve kendimizi tükenmiş, yalnız hatta korkak hissediyoruz. Bu dönemlerde önemli olan yegane şey, insan olduğumuzu hatırlamak, bu durumun geçici olduğunu kendimize hatırlatmak olacaktır. Biliyorum koşullar zor ama koşullar her zaman zordu. Hissettiğimiz şeylerden kaçmak zorunda değiliz, tam tersi bütün hissettiklerimizi tüm iliklerimizde özümsersek eğer, aşamayacağımız zorluklar zaman içerisinde yok olacaktır. Çünkü, hayatımız boyunca güçlü olmak zorunda değiliz. Güçsüzlük kötü bir şey değildir, eğer kendimizi bu yönümüzle de kabul edersek bu noktada kendimizi daha iyi tanımaya başlayacağız. Sırf insanları mutlu etmek uğruna, kendi hayatımızı mutsuz etmek zorunda değiliz.  İnsanları anlamaya çabalamak yerine ilk önce kendimizi anlamaya uğraşmalıyız. Bu yüzden mümkün olduğunca çevremizdeki kaosdan kaçıp kendi benliğimizi keşfetmeliyiz. İster doğa yürüyüşleriyle, ister meditasyonla, ister dinle, ister daha çok sosyal aktiviteyle. Siz kendinizi tanıdıktan sonra, aşamayacağınızı düşündüğünüz her şey gözünüzde imkansız olmaktan çıkacaktır. 

Kendinize değer vermeyi ve sevmeyi unutmayın.

"Uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum."

Çokça sevgiyle,

Burçin.

18 Mart 2015 Çarşamba

Gün geçtikçe sosyal medyanın esiri oluyormuşuz gibi hissediyorum. Artık bütün hayatımızı sosyal medyada yaşar olduk. Yediğimiz yemekler, gittiğimiz mekanlar, eğlencelerimiz, üzüntülerimiz, dostluklarımız hepsi sanal. O kadar kaptırdık ki kendimizi beğenilmeye, işler gittikçe tuhaflaşmaya başladı. Geçenlerde bir arkadaşım paylaştığı bir fotoğraf az beğeni aldığı için üzgündü. Gerçekten üzgündü ve bundan dert yakınıyordu. O an, hissettim bunu.

Geçirdiğimiz saatler eskisine nazaran ne kadar kaliteli bilemiyorum. En son ne zaman bir konsere gittiğinizde gerçekten sadece ortamın atmosferine kapılıp, elinizde kayıt cihazları olmadan bir konseri izlediniz? Ya da arkadaşlarınızla bir ortama gittiğinizde birbirinizle selfie çekinmeden, yediğiniz ya da içtiğiniz şeylerin fotoğrafını çekmeden, olayın akışına kendinizi bırakıp vakit geçirdiniz?

Bu beni gerçekten üzüyor ve korkutuyor. Zaman ilerledikçe daha çok robotlaşan ve zombileşen bireyler haline geliyoruz. Eski hobilerimizin yerini şimdi akıllı telefonlar, tabletler aldı. Aslına bakarsanız sosyalleşmekten ziyade asosyallik durumu yaşıyoruz. Sanallığın bize getirdiği yeni teknoloji budur. Bunun  üzerinde biraz düşünmeniz ümidi ile, şimdilik hoşça kalın.

Burçin.