1 Temmuz 2012 Pazar

Canım Orhancığım

Orhan Veli bana şiiri sevdiren şairdir. Sade ve yalın diliyle kelimelerle bir çocuk gibi oynar. Bense şiirlerini okudukça kimi zaman çocuklaşır, kimi zaman da ıstırabın verdiği etkiyle yaşlanırım. Oktay Rıfat, Orhan Veli için, " Orhan şiirlerinde hiç yalan söylemedi. Onun hayatını yazacaklar şiirlerini göz önünden ayırmasınlar" der. Belki şimdilik Orhan Veli'nin hayatını yazamam ama yazdıkları hep baş ucu masamda.

Gelelim blog başlığımın sebebine. Geçtiğimiz aylarda ruh eşim dediğim canım Sinem, beni "Bir Dişi Orhan Veli" diye tasvirledi. Ben de mutluluğumu bloga yansıtmak istedim ve biraz utanarak Orhan Veli'nin 'Ben Orhan Veli' şiirini kendime uyarladım.

Ben Burçin Hazar
"Bir dişi Orhan Veli"
Mısra-i meşhurunun mübdii.
Eğer ki merak ederseniz
Hususi hayatımı, anlatayım:
Evvela kadınım, yani
Sirk hayvanı falan değilim.
Burnum var, kulağım var
Mini minicik olmakla beraber.

Evde otururum
Masa başında bu blogu doldururum.
Bir anne ile babadan dünyaya geldim.
Başımda bulut gezdiririm, gözlerimde çiçekler
Taze fasülyeyi çok severim
Malda mülkte gözüm yoktur.
Vallahi yoktur.

Yayan dolaşırım.
Mütenekkiren seyahat ederim.
Sinem'dir ruh eşim.
Bir de sevgilim vardır, pek muteber
İsmini söyleyemem, edebiyat tarihçisi bulsun.

Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım,
Biraz saf ve çocuk ruhlu olduğum da doğrudur.

Ne bileyim
Belki daha bin bir huyum vardır...
Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya?
Onlar da bunlara benzer.

Burçin.