29 Aralık 2011 Perşembe

Yüzler

Yaşar Kemal – Yüzler
Kimisi silindi sanıyoruz ya… Hiç anımsayamayacağımızı sandığımız bir yüz, bir devinim, bir sözcük, bir türkü birdenbire karşımıza çıkıveriyor.
Yüzler = İlginçlik
Bana göre insan yüzü her yandan ilginç.
Yüzler = Saltlık
İnsanoğlu salt yüzdür, desek… Yüzler konuşuyor, yüzler gülüyor, yüzler ağlıyor. Dünya insan yüzleri dünyasıdır. Ne kadar zengin, ne kadar çok, ne kadar çok…
Yüzler = Karmaşıklık ve gizlilik
İnsan, yüzü karmaşık bir gizdir. Siz de ben de insan yüzlerinde bir çeşit büyü, bir giz, gizler arayanlardanız.

Abidin Dino – Yüzler
Kimisi silindi kafamdan ya da silinir gibi oldu, kimisi kaldı bütün ayrıntılarıyla.
Yüz = Basmakalıplık
Minyatür sanatında hepsinde değil ama çoğunda yüzler sanki aynı kalıptan çıkma. Nedeni orta gücün, yani sultanın ezici varlığı.
Yüz = Yaratıcılık
Bilgisayar ekranında insan yüzleri yapılabilmektedir. Şimdilik bilgisayarın en yamanı hem insan yüzünden, hem insan yüzünü yansıtan yazarların, ressamların, heykeltıraşların, sinemacılarından çok geride kalıyor.
Yüz = Kalabalık
Yüzlercesi bir araya gelmiş suratların eziciliğini… Çağdaş kalabalıklar olağanüstü. Belki her çağda bu böyleydi de bugün fotoğraf, resim, televizyon, gündelik yaşantımız bize sürekli olarak yığınla insan gösteriyor. Dev kentlerde, sokaklarda, otobüslerlerde, metroda, garlarda oluk oluk insan çıkıyor.
Ayrı ayrı suratlar kayboluyor bir ölçüde, bireyin değil kalabalığın suratı denebilecek biçimler çıkıyor ortaya.

Rasim Özdenören – Yüzler
Yüz = Korkaklık
İnsanın kaç çeşit korkusu olabileceğini, hangi çeşit korkusunun onu nasıl bir davranış tarzını benimsemeye sevk edeceğini bilemiyorum.
Yüz = Nankörlük
Nankör yüzünün ortaya çıkmasını istemez; onun o hali gizli kaldıkça ilişkilerdeki ahenkte bir aksama söz konusu olmaz.

Yaşar Kemal – İnsanlar
İnsan bir tuhaf yaratıktır. İnsan bir birikimdir. İnsan dehşetli bir saklayıcıdır. İnsan belleğinin dünyayı algılaması korkunç bir maceradır.
İnsanoğlunun birikim belleğidir önemli olan. Sonsuzlukta olan o. Bizi biz yapan o insan belleği ne tuhaf! Kimi zaman gelir ki, yıllardır birlikte yaşadığın bir yüzü, ne yaparsan yap anımsayamazsın. Körkütük âşık olduğun bir yüzü, ne yaparsan yap gözlerinin önüne getiremezsin. Kimi zamanda böyle, bir tren penceresinden gördüğün yüzleri unutamazsın. Gözünün önünden gitmez.

Abidin Dino – İnsanlar
Çağdaş kalabalıklar olağanüstü. Belki her çağda bu böyleydi de bugün fotoğraf, resim, televizyon, gündelik yaşantımız bize sürekli olarak yığınla insan gösteriyor. Dev kentlerde, sokaklarda, otobüslerlerde, metroda, garlarda oluk oluk insan çıkıyor.

Rasim Özdenören – İnsanlar
Vurdumduymaz insan, miskin biri değildir. Vurdumduymaz, vurulanı duyar, ama kimi zaman geç duyar. Kimi zaman da ‘‘ inşallah bana değildir’’ demeyi yeğler.
Tilki insan iki gözünü de kapalı tutunca kendisinin de görülmediğini düşünür. Tilki insan kendini kurnaz bilir ya, kendini gizlemenin kolay yolunu da böylece bulmuştur. O kendini kurnaz bildiği için yardım almaya ihtiyaç duymaz.

Yaşar Kemal Betimlemeleri
‘‘ Üç bin tane yeşil var.’’ Ben şaşırıp kalmış, pek inanmamıştım. Ne olursa olsun sonsuz sarı, sonsuz mavi, sonsuz yeşil, hem de ne kadar yeşil…
Binbir Gece Masalları’nda yüz güzelliklerinden durmadan söz edilir. Çirkin yüzlüler, tek gözlüler, tek dişliler… Ya tekerlemeler… Onlarda da epeyce ilginç yüzler, ilginç insanlar var.

Abidin Dino Betimlemeleri
Sinan Bey’in çizdiği Fatih portreleri yandan daha haşmetliydi. Fatih’te keskin kılıç gibi bir burun! Sinan Bey ifadeyi biraz yumuşatmak, hem de modelin şair yönünü belirlemek için olmalı, eline bir gül tutuşturuyor, koklatıyordu. Bence o gül İstanbul şehridir. Burun da halis Osmanlı!

Kraliçe Nefertiti başını yaratan Mısırlı heykeltıraş onu üçboyutlu çalışmış, ama besbelli ki kuğu misali, upuzun boynun tepesine kondurduğu o güzelim kafayı, sürmeli gözleri, küçük burnu, dolgun dudakları, daha çok yandan düşünmüş işlemiş.